Minimal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Minimal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nis 2017

Low Roar'dan Yeni Albüm: "Once In A Long, Long While..."


İzlandalı Ryan Karazija'nın tek kişilik minimal indie projesi Low Roar pırıl pırıl yeni stüdyo albümü "Once In A Long, Long While..."ı yayımladı.

Californialı Ryan Karazija Reykjavik'e taşındıktan sonra 2011 yılında başlattığı proje ile aynı ismi taşıyan albümü "Low Roar" ile büyük bir çıkış yakalamıştı, Indie folk müziğe ambient, electronic öğeler katarak yeni bir soluk getiren Low Roar 2014'te yayımladığı "0" albümünden sonra şimdi de PledgeMusic etiketli üçüncü uzunçalar albümü "Once In A Long, Long While..." ile karşımızda.

Albümü buradan dinleyebilirsiniz.

20 Eki 2016

Yeni Şarkı: Efterklang - Stillborn


Kışın gelişiyle kuzeyde hareketlilik artmaya başladı. Nordik müziğin başarılı ismi Efterklang yeni albümünden soprano vokalli, ürkütücü yeni şarkısını gerilimin yüksek olduğu video klibiyle birlikte yayımladı.

Nordik melodilerin huzurlu sesi Danimarkalı Efterklang bu yıl yayımlanacak yeni albümden üçüncü single şarkısını paylaştı. Efterklang, The Happy Hopeless Orchestra ile birlikte üzerinde çalıştığı yeni opera albümü 4 Kasım'da yayımlayacağını daha önce duyurmuştu. Bugün beşinci stüdyo albümü "Leaves - The Colour of Falling"den üçüncü teklisini de paylaştı. Daha önce "Cities of Glass" ve "The Colour Not of Love" şarkısılarını paylaşan grup şimdi sözlerini Ursula Andkjær Olsen'in yazdığı vokalde Katinka Fogh Vintelev'in yer aldığı epik bir şarkıyı en az şarkı kadar ürkütücü bir kliple birlikte paylaştı. Yönetmenliğini Søren Rye'nin oturduğu video klipte oyunculuk şarkının vokalini yapan Vintelev'e ait.

Efterklang'in alıştığımız huzurlu melodilerinin bayağı uzağında operayla birlikte soprano vokalin kullanıldığı gerilimin yüksek olduğu bu taze şarkıya ve klibe buradan ulaşabilirsiniz.

19 Eki 2016

Yeni Şarkı: Her Name is Calla - Kaleidoscoping


Kış mevsiminin teması İngiliz post-rock grubu Her Name is Calla buz gibi soğuk bir single yayımladı.

Leicester menşeli minimal post-rock grubu Her Name is Calla 25 Kasım'da Deadwall ile birlikte "Come Play With Me" adında bir split albüm yayımlayacak. İki şarkılık bu mini split albüm 7" plak olarak piyasaya sürülecek. Her Name is Calla plağın A yüzünde "Kaleidoscoping" şarkısı ile yer alacak.

Yeni şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz:

14 Eki 2016

Amiina Yeni Şarkı Paylaştı: Telegram


İzlanda müziğinin huzurlu tınıları Amiina kasımda yayımlayacağı yeni albümünden ilk şarkısını paylaştı.

Uzun bir dönem Sigur Rós'un orkestrası olarak sahne alan Amiina kendi müzikal kariyerinin üçüncü stüdyo albümünü yayımlamaya hazırlanıyor. İzlanda'nın nevi şahsına münhasır minimal müzik perspektifini naif, huzurlu ve neşeli seslerle birleştiren Amiina en son 6 yıl önce "Puzzle" isimli bir LP yayımlayamıştı. Daha önce duyurusunu yaptığı "Fantômas" albümünü 25 Kasım'da yayımlayacak olan Amiina bugün Soundcloud profilinden "Telegram" adını verdiği bir şarkı paylaştı. Önceki kayıtlarına göre hafif karanlık ve soğuk bir atmosfer ile yeni albüme dair bir ipucu olan bu yeni şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz:

3 Eki 2016

Yann Tiersen Yeni Albüm Yayımladı: "Eusa"


Modern minimalist müziğin en önemli isimlerinden Yann Tiersen "Eusa" ismini verdiği son albümünü yayımladı.

Fransız modern minimal klasik müzik kompozitörü multi-enstrümantalist Yann Tiersen gösterişten uzak, son derece sade ve doğayla bir bütün halinde olan dokuzuncu stüdyo albümü "Eusa"yı Mute Records etiketiyle yayımladı. 2015'in son günlerinde "Porz Goret" isimli bir video klip ile prömiyerini yaptığı yeni albümünü 30 Eylül'de fiziksel olarak yayımladı. "Porz Goret" ismi Fransa'nın kuzeybatısında Ushant adasının bir koyundan geliyor. Yönetmenliğini Gökmen Bliss'in yaptığı albümün ilk video klibi de burada çekilmişti.



Albüm ismi "Eusa" ise adanın Britanyalılar tarafından bilinen isminden geliyor. Yann Tiersen'in bu gözden uzakta küçük Britanik adanın atmosferinden etkilenerek hazırladığı yeni albümde adanın doğal sesleri piyanoyla buluşuyor. Yann Tiersen kendi hüzünlü notalarını karga sesleriyle, dalga sesleriyle ve rüzgâr esintileriyle bir araya getirdiği bu başarılı minimalist albümünde 18 şarkı yer alıyor.

Albüm Yann Tiersen'in YouTube kanalının yanı sıra Spotify ve Apple Music gibi stream ortamlarda da dinlemeye açık.

Albümün tamamını buradan dinleyebilirsiniz:

28 Ağu 2016

Seçki: Sonbahar Şarkıları

İllüstrasyon: Julie Morstad


Kışlıkları çıkarmanın vakti geldi. Gri bulutlarıyla, yağmur damlalarıyla, tatlı esintileriyle ve sararmış yapraklarıyla sonbahar kapıda hazır. Peki siz hazır mısınız? Üstünüzü battaniye gibi örtecek çok az bilinen güz şarkılarını ufak detaylarıyla birlikte şekerleyip sıcak bir kahvenin yanında size ikram ediyorum. Hoş geldin sevgili Eylül.

Eğer iyi bir müzik dinleyicisi iseniz en güzel şarkıların hep soğuk günlerde yapıldığını bilirsiniz. Çünkü soğuk samimidir, duygusaldır. Ve ağustos ayının bitmesine birkaç gün kala böylesine serin ve gri bir günde sizi sonbahara hazırlamak için kahvemi aldım, battaniyenin altına girdim ve az bilinen, kıyıda köşede kalmış güz ve kış şarkılarını (çünkü inanıyorum ki, o kıyıda köşede kalmış,  dokunulmamış şarkıların hazzı daha büyüktür) derleyip topladım. Sandıklar açılsın, kışlıklar çıksın; sonbahar geliyor!

Minimal kompozisyonlardan ambient müziğe,  post-rock'tan deneysel tınılara 20 şarkılık listemize geriden başlayalım, en güzelini en sona saklayalım istedim.

20. Rhian Sheehan - Somnus
Listemize biraz tanıdık bir isimle başladık. Yeni Zelandalı minimal müzik bestecisi Rhian Sheehan post-rock ve shoegaze müziğinin derin soundlarını biraz da electronic öğelerle birleştirerek son derece başarılı işler yapmakta. Bu da onu modern klasik müziğin en iyileri arasına koyuyor. Birçok film ve dizilere de soundtrack hazırlayan Sheehan'ın 2013 yılında yayımladığı "Stories From Elsewhere" albümünden "Somnus" isimli harika şarkıyla başlıyoruz;  çünkü albüm kapak resmi bir sonbahar.



19. Glass Vaults - Alight
Yeni Zelanda'da ikinci durağımız yine Wellington'dan çıkmış Glass Vaults. 2010 yılında Richard Larsen, Rowan Pierce ikilisi tarafından kurulan ambient pop grubu 2013 yılında çıkardığı "Bright" isimli EP albümünden "Alight" şarkısını sonbahara layık buldum.



18. Lanterns On The Lake - Sapsorrow
2007'de Newcastle'da kurulan Lanterns On The Lake, piyano ile Hazel Wilde'ın sakin vokalini ön plana çıkararak huzurlu melodiler arayan müzikseverlerin tercihleri arasında yer alıyor. Ara ara electronic remixlere yer verse de, post-rock'a göz kırpıp minimal çizgiden şaşmıyor. Bu şarkımız 2010 yılında yayımlanan "Lungs Quicken" kısaçalarından.



17. Wintercoats - Heirloom
İsmiyle listeye en çok uyan grup hiç şüphesiz Wintercoats. Sadece ismiyle de kalmıyor,  müziğiyle de soğuk kış akşamlarında soba kenarında dinlenecek bir grup. Avustralyalı James Wallace'ın tek kişilik bu güzel projesi Brian Eno, Beach House ve Sleep ∞ Over'ı esin kaynağı olarak görüyor. Ve kendini yağmurlu günlere adıyor. "Heartful" albümünün "Heirloom" parçasını en buğulu çalışması olarak görüp sizler için listenin 17. sırasına koyuyorum.



16. The Abbasi Brothers - The Sound of Silence
New Yorklu Amman ve Yousuf Abbasi kardeşlerin kurduğu ambient post-rock grubu American Laundromat Records'ın uykucular için hazırladığı "Sing Me to Sleep: Indie Lullabies" isimli toplama albümünde Simon & Garfunkel'in efsanevi "The Sound of Silence" şarkısını son derece başarılı bir şekilde coverlamış, bizim de listemizin bir parçası olmuş.



15. Esmerine - Lullaby For Nola
Sıradaki adresimizde yine tanıdık bir yüz var. Kanadalı post-rock ilahları Godspeed You! Black Emperor, Silver Mt. Zion ve Set Fire To Flames gruplarının yan grubu olarak ortaya çıkan Esmerine 2012'de İstanbul'da verdiği konser sonrası adeta büyülenmiş, "Dalmak" isimli albümünü burada yapmıştı. Üst gruplarına nazaran daha sakin şarkılar yapan Esmerine "Lost Voices" albümünü geçtiğimiz yıl yayımlamıştı. "Lullaby For Nola" bu listede olmasaydı eksik kalırdı liste.



14. Jara - Chateau Marmont
Soğuğu biraz daha arttırıyorum. İzlanda sınırlarına adım atmış bulunmaktayız. Jara, İzlandalı müzisyenlerin kendine has deneyselciliğini başarılı bir şekilde icra eden multi-enstrümantalist Jarþrúður Karlsdottir'in tek kişilik solo projesidir. Ancak Jara biraz farklı. Daha önce Kira Kira hakkında bu linkte yazdığım yazıyı okumuşsunuzdur sanırım. Orada müzik, sanat ve felsefe hakkında bazı noktalara temas etmiştim. Aslında temas eden ben değildim, Kira Kira'ydı. Çünkü yaptığı müziğin müzik literatüründe tam bir karşılığı yok. Bu yüzden farklı bir literatürle açıklamak gerekiyordu onun yaptığı müziği. Jara da bu çizgide sanatını icra eden güzide projelerden biri. Horror pop dediğimiz yakın dönemin yeni icadı bir müzik janrı var. Adı sanı duyulmamış çok grup var kendine bu etiketi yakıştıran. Ancak ne atmosferi horror, ne de müziği pop. Jara, masumiyet ile korku, masalsı ile ürkütücü temaları bir dakikada aynı şarkının içinde dinleyicisine verebiliyor. "Icelandic" diye özetlediğim bu deneysel yöntem ile müziği kalıplarının dışına taşıyıp özgün bir tarz yakalamayı başarmış Jara. Konu İzlanda müziği olunca konuyu uzatıyorum, farkındayım. Öyleyse 2013'te çıkardığı "Pale Blue Dot" albümünden "Chateau Marmont" isimli kısacık şarkısını buraya bırakıyorum.



13. Kira Kira - Drakula Darling
Hazır İzlanda'ya ayak basmışken, Kira Kira'dan ve horror pop'tan da bahsetmişken sizi az kişinin bildiği bu muhteşem grupla tanıştırmak istiyorum. Hoş, hakkında uzunca bir yazı yazmıştım. Ancak yine de kısaca özetlemek gerekirse multi-enstrümantalist Kristín Björk Kristjánsdóttir'in sahnedeki adı olan Kira Kira bildiğiniz gibi değil. Müziği tuzaklarla ve çelişkilerle dolu. Müzikte dadaist bir yöntemle enstrümanları oyuncak gibi kullanıyor. Kendinizi çok tatlı melodilerin arasında hissettiğiniz bir anda birtakım rahatsız edici, tuhaf ve korkutucu sesleri yüzünüze vurup sizi belki de ilk defa hissettiğiniz grotesk bir atmosferin içine alabilir. 2005'te yayımladığı "Skotta" albümünün bana göre en başarılı şarkısını "Drakula Darling"i listenin 13. sırasına koyuyorum.



12. Mikael Lind - An Army Of Dancing
Hâlâ İzlanda'dayız. Mikael Lind Reykjavíkli bir modern minimal klasik bestecisi, kompozitördür. Üç stüdyo albümü bulunan müzisyen aynı zamanda Edinburgh Üniversitesi'nde electronic müzik prodüksiyonluğu üzerine master yapıyor. 2004'te başladığı solo müzik kariyerinin ilk zamanlarında yoğun electronic sound'lar kullanan Mikael Lind, giderek daha soft, daha sakin, minimal melodiler ile masalsı besteler üretmeye başladı. Kuzeyi ve soğuğu çok seven Lind İzlanda'ya özgü "icelandic" atmosferini nihayet yakalamayı başarmış ve bu sevimli kış şarkısını bizim gibi soğuk havaları seven dinleyicilere hediye etmiş.



11. My Cats A Stargazer - Monod Kinetics
Sıradaki adresimiz New Mexico. My Cats A Stargazer yaptığı müziğe karşın hak ettiği değeri görmeyen piyasa karşıtı bir grup. Aslında Quinn Montoya'nın bu tek kişilik ambient post-rock projesi yer yer bazı konuklar da ağırlayıp sınırları zorlayan kalitede şarkılar yapıyor. Ne kadar stream müzik çağında olsak da ve piyasada popüler olan birçok post-rock grubundan daha kaliteli işler ortaya koysa da MCAS maalesef az kişi tarafından bilinen değerli bir proje. Özellikle 2010 tarihli "Kinetics" albümü post-rock ve shoegaze koleksiyonerleri tarafından mercek altına alınması gereken bir albüm. Öyleyse albümün en bulutlu şarkısını buraya ekliyorum.


10. The Eternal Twilight - Sky Is No More A Friend
Çok sıcak bir ülkeden soğuk şarkıların çıktığı doğrudur. Bu konuda daha sonra bir yazı yazmayı planlıyorum. Zira Doğu Asya ve özellikle Güneydoğu Asya ülkelerinden çok başarılı post-rock ve shoegaze grupları çıkıyor. Ve ciddi bir dinleyici kitlesi de var. Batı'ya nazaran müziğin temasında bir bunalım söz konusu. Hiç kuşkusuz bunun temelinde sosyo-ekonomik nedenler ve toplumsal-tarihsel travmalar yatıyor. Sözü uzatmadan The Eternal Twilight'a getirelim. Hindistan Mumbai çıkışlı bu çalışma My Cats A Stargazer ile de sık sık ortak işler çıkarmaktadır. Quinn Montoya ve Jessica Doyle'ın vokalde yer aldığı 2011 çıkışlı debut albümden "Sky Is No More A Friend" isimli şarkıya listenin 10. sırasında yer veriyorum.



9. Tom Adams - From A Great Height
Taşını sıksan suyundan müzik akacak Britanya'dan çıkmış Tom Adams ile ilk kez 2014'te Salon'da dinleme şansı bulduğumuz Balmorhea konseri öncesi tanışmıştım. Kendisi bir multi-enstrümantalist, söz yazarı ve prodüktördür. Post-rock, indie, ambient ve folk öğeler üzerinde çalışıp sesini harika bir şekilde kullanıyor, tarzıyla da nordik müziğe ve bilhassa Balmorhea'ye göz kırpıyor. Ben de bu genç adamı sizinle tanıştırmak şöyle dursun, size sesiyle, ambiansıyla soğuğu hissettirmesi için listenin 9. sırasında yer veriyorum.



8. Audrey - We Thought We Were Ghosts, But Are Feathers
Soğuğu hissetmek yalnızca kasvetli bir atmosferle, ambient'la olmuyor. Bazı gruplar bunu size dolaylı yollarla da hissettirebilir. Şimdiki durağımız İsveç. Dört tane kadın düşünün,  çok iyi enstrüman çalabilen,  çok iyi kompozisyonlar hazırlayan, post-rock'tan indie'ye, dream pop'tan ambient müziğe icra ettikleri tüm müzik türlerini başarılı bir şekilde notalara döken bu sarışın ablalarımız kuzeyi evimize getiriyor. 2004'ün soğuk bir kış gününde çıkardıkları ilk EP albümünden bu çello harikası, uzun başlıklı, kısacık, sıcacık şarkıyı sizler için listeye aldım. Kahvenin yanında kurabiyeyle dinleyiniz.



7. Evan Abelee - Grief Lessons
Chillwave ve dream pop müziğe aşinaysanız dream pop'a yeni bir soluk katmış Torontolu Denise Nouvion ve Evan Abelee ikilisinin oluşturduğu Memoryhouse'u bilirsiniz. Sub Pop Records'a bağlı favori gruplarım arasında yer almaktadır. Grubun beyni Evan Abelee birçok enstrüman çalabilen başarılı bir müzisyen, söz yazarı ve kompozitördür. Memoryhouse'ta yarattığı düşsel atmosferi kendi solo projesine de yansıtmış, minimal tonları dark ambient'a yaklaştırıp alıştığımız yüzünden uzak, bir hayli soğuk çalışmalara imza atmış. "Grief Lessons" listeye en çok yakışan şarkılardan biri bana göre. Buyurun:



6. July Skies - Garden Constellations
July Skies modern müziğin en sakin, en dingin ve en düşsel melodilerine sahip yaklaşık 20 yıllık bir projedir. Her şey Anthony Harding'in eski püskü bir gitarı ve pedalıyla ambient sound arayışlarıyla başladı. İngiltere'nin küçük bir köyünde başladığı müzik kariyerine 20 yılda dört LP, iki EP albüm sığdıran July Skies post-rock, ambient ve dream pop melodileri minimal bir yöntemle müziğe aktaran güzide bir gruptur. Her ne kadar 2002'de yayımladığı "Dreaming of Spires" albümünden "Garden Constellation" isimli şarkıyı seçmiş olsam da size yalnızca bu albümü değil,  tüm diskografiyi dinlemenizi tavsiye ediyorum.



5. Robin Guthrie - Some Sort of Paradise
Hakkında uzun uzun yazılar yazılacak sayılı müzisyenlerden biridir Robin Guthrie. Çağımızın yaşayan en iyi gitaristlerinden ve kompozitörlerindendir. Kim ki o? Cocteau Twins'in yaratıcısı, beyni, Elizabeth Fraser'ın eski eşi, iki çocuk babası, söz  ve müzik yazarı, ses mühendisi, prodüktör, DJ. Neler yaptı? Cocteau Twins'te, This Mortal Coil'de harikalar yarattı. Altı solo albümü çıkardı. Lush'ın efsane "Spooky" albümünün prodüktörlüğünü yaptı. Post-punk, gothic, ethereal wave, dream pop, shoegaze, ambient semalarında sürekli mükemmeli aradı. Yaptığı hiçbir işi beğenmedi, çünkü daha mükemmelini arzuladı hep. Böyle bir müzisyen için ne denilebilir ki? Listemizin en yaratıcı ismi tartışmasız Robin Guthrie'dir. 2009 yılında Darla Records etiketiyle çıkardığı "Carousel" albümünden (ki bana göre tüm zamanların en başarılı ambient albümlerinden biri) "Some Sort of Paradise" şarkısını buğulu gecelerin hatrına listede 5. sıradan yer veriyorum.



4. Hilmar Örn Hilmarsson - Bium Bium Bambalo
İzlanda'nın en saygın sanatçılarından biri olan Hilmar Örn Hilmarsson 58 yaşına dek sürekli üreten, yazan, çizen, besteleyen çok çalışkan bir isim. Hem sinemada hem müzikte hem de felsefede büyük uğraşlar vermiş, birçok filmin soundtrack'lerini yapmış, sayısız müzisyenle çalışmış,  Björk'ün elinden tutmuştur. Kendisi aynı zamanda bir cadıdır. Evet, cadı. Sıkı bir pagan olan Hilmarsson İzlandalı paganları bir araya getiren "Ásatrúarfélagið" isimli bir pagan topluluğa üye bir cadı. 2001 yılında "Angels of the Universe" filmin soundtrack koltuğuna Sigur Rós'la birlikte oturmuş,  bu muhteşem şarkıyı birlikte yaratmışlar. Klasik bir Sigur Rós atmosferi taşıyan bu şarkıya listenin 4. sırasında yer veriyorum.



3. Lowercaise Noises - The Windows of You (I Sang A Quiet Song)
Listenin sonlarına yaklaştıkça şarkılar daha da güzelleşiyor hiç kuşkusuz. Bu seferki adresimiz New Mexico. Post-rock ve ambient müziği daha minimalist bir atmosfere kanalize edip çello ile sükuneti öne çıkararak müzikte derinliği yakalamak isteyen Andy Othling'e konuk oluyoruz. Kendisi Lowercaise Noises'ın yaratıcısı olmaktan öte mükemmel bir baba. İlk üç albümünü sırayla Marshall, Vivian ve Blake isimli bebeklerine adamış, albüm kapak fotoğrafını eşiyle birlikte çekmiş. Kapak fotoğrafında gördüğünüz "Blake" şu an üç buçuk yaşında. Bir şarkıyla aynı günde doğmuş olmak ne güzel bir hediye! Öyleyse listenin üçüncü sırasına bu 10 dakikalık sıcacık öyküyü bırakalım.



2. Mógil - Nátttröllið
Mógil hakkında daha önce burada bir yazı yazmıştım. İzlanda'nın tanınması gereken grupları arasında yer alıyor benim için. Ve İzlanda müziğini en iyi şekilde ortaya koyan sayılı gruplardan biridir. Bu listeye Mógil'in tüm şarkılarını koysam inanın bana muhteşem bir liste olurdu. Her şarkısı ayrı bir güzellik olan bu şirin grubun üç albümünün tamamını dinledim ve üçünde de deneyselliğin, yaratıcılığın ve minimalizmin yanı sıra İzlanda'nın soğuk havasını iliklerime kadar hissettim. Bazen bir kediyi uyutacak kadar tatlı, bazen de bir operayı inletecek kadar güçlü bir vokal ve sound yaratabiliyorlar. Müzikte dar kalıplara hapsolmaktansa farklı ve özgün enstrümanlarla farklı atmosferlerde gezinti yapmayı yeğleyerek yeryüzünde pek az grubun yaptığı veya yapabildiği bir müziği icra ediyorlar. Dedim ya, bu listenin tamamını Mógil ile doldursak asla eğreti durmazdı. "Nátttröllið" Mógil'in en sert şarkısıdır. Söylemek istediği şeyi sert bir biçimde ifade ediyor, kuzeyin bıçak gibi keskin soğuğunu muhteşem bir vokalle müziğe aktarıyor.



1. Parachutes - Grass Leaves
Başlıkta İzlandaca herhangi bir karakterin olmayışı sizi yanıltmasın, Parachutes İzlandalı bir grup. Buradaki yazımda da belirttiğim gibi post-rock'ın en uykucu, en miskin şarkılarını yapan gruplar arasında yer alıyor. Aslında Alex Somers ve Scott Alario isimlerinden de anlaşılacağı üzere İzlandalı değiller. Ancak Alex'i biraz daha yakından tanıyoruz. Kendisi Sigur Rós'un vokalisti Jónsi'nin erkek arkadaşı. Aynı zamanda Jónsi & Alex grubunun üyesi. Yani İzlanda müziğinin tam da merkezinde yer alıyor. 2008'de yayımlanan "Tree Roots" isimli EP Kópavogsdætur, Amiina ve Jónsi'nin katkılarıyla ortaya çıkmış son derece başarılı bir albüm. "Grass Leaves" isimli dört dakikalık öykü Parachutes'ün en en soğuk ve soluk şarkısı.  Bu yüzden bu şarkıyı listenin birinci sırasına koyuyor ve soğuktan üşüyüp şarkılara sarılarak uyuyacağım günleri iple çekiyorum.

17 May 2016

Ólafur Arnalds Yeni Bir Cover Şarkı Yayımladı



İzlandalı müzisyen Ólafur Arnalds, ABD'li R&B grubu Destiny's Child'ın "Say My Name" adlı şarkısına cover yaptı.

İzlanda'nın en önemli müzisyenlerinden biri olarak görülen Ólafur Arnalds alengirli, deneysel çalışmalara devam ediyor. Son olarak tamamı kadın üyelerden oluşan ABD'li R&B grubu Destiny's Child'ın "Say My Name" adlı şarkısına Arnor Dan'in vokaliyle eşlik ettiği güzel bir cover yaptı.

25 Şub 2016

İstanbul İçin Konser Vakti











Bu yıl İstanbul'da fevkalâde konserler olacak. Post-punk'tan post-pock'a, shoegaze'den indie'ye, electronic'ten minimal'e kendi türünün en iyileri, en güzelleri müzikseverlere unutulmayacak bir yıl yaşatacak. Nitekim güzel konser haberleri gelmeye devam ediyor da. Öncelikle kim, nereye, ne zaman geliyor bir göz atalım.

Lebanon Hanover: Almanya ve İngiltere kökenli bu darkwave/post-punk grubu akıllara zarar synthlar ve karanlık sözleriyle öne çıkıyor. Larissa Iceglass'ın Frankenstein'ı andıran vokali ve bohem dansı ruh sağlığına pek de iyi gelmediğini söyleyebiliriz. 2010'da başladıkları müzik kariyerlerine dört albüm sığdırdılar: The World Is Getting Colder (2012), Why Not Just Be Solo (2012), Tomb For Two (2013), Besides The Abyss (2015).

27 Şubat, Salon İKSV'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.


She Past Away: Bursa çıkışlı yerli post-punk/darkwave grubumuz. Türkiye'de bu tarzda müzik yapan gruplar bir kenara, bu tarz müzik dinleyenlerin sayısı bile çok azken She Past Away neredeyse tamamı Türkçe olan karanlık şarkı sözleriyle, synthlarıyla, imajıyla dünyada şu anda kendi tarzının en iyilerindendir nispeten. 2006'da başladıkları müzik kariyerlerine üç başarılı albüm sığdırdılar: Kasvetli Kutlama (2010), Belirdi Gece (2012), Narin Yalnızlık (2015).

She Past Away 27 Şubat gecesi Lebanon Hanover ve Selofan ile birlikte Salon'da.













Emancipator: 2006'da New York'ta Douglass Appling tarafından kurulan trip-hop/chill-out grubu 2013'te İstanbul'da bir konser vermişti. Emancipator'un dört albümü bulunmaktadır: Soon It Will Be Cold Enough (2006), Safe In The Steep Cliffs (2010), Dusk To Dawn (2013), Seven Seas (2015)
4 Mart, Babylon Bomonti'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.














God Is An Astronaut: Post-rock denilince akıllara gelen ilk isimlerden biridir İrlanda'lı GIAA. Sert riffler, derin tınılar ve epic bir vokalle apokaliptik bir performans sergileyen GIAA, dünya çapında çok ciddi bir kitleye sahiptir. Sık sık Türkiye'yi de ziyaret eden GIAA, daha önce dört kere İstanbul'a gelmiş ve her seferinde konser alanlarını doldurmuştur. 2002'de başladıkları müzik kariyerlerinde sekiz başarılı albüm yayınladılar.

6 Mart, KüçükÇiftlik Park'ta. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.













Sleep Party People: 2008'de Danimarka'da kurulan dream pop grubu yaptığı müzikle bazen post-rock'a, bazen'de shoegaze'e kayabilmekte. Ağırlıklı olarak melankolik şarkılar yapan Sleep Party People başarılı sahne performansıyla son 2014 ve 2015'te de İstanbul'a gelmişti. Tavşan şapkası, ince derin vokali ve dalgalı tınılarıyla eşi benzeri olmayan bu grubun üç başarılı stüdyo albümü vardır: Sleep Party People (2010), We Were Drifting On A Sad Song (2012), Floating (2014).

18 Mart, Salon İKSV'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.



Ane Brun: Nordik melodilerin başarılı ismi söz yazarı, gitarist ve female vokalist Ane Brun 1998'den beri sürdürdüğü kariyerine dokuz albüm ve sayısız konser sığdırmış. Dört kez İstanbul'lu hayranlarını ziyaret eden Ane Brun tekrar İstanbul'a gelip müzikseverlere güzel bir gece yaşatmayı planlıyor.

1 Nisan'da, Salon İKSV'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.













Ólöf Arnalds: 1980 İzlanda doğumlu bu tatlı kadın müzik kariyerine 2003'te Múm ile başlamış, 2007 yılında Við Og Við adlı albümünü çıkararak kendi solo kariyerine başlamış. Kendisini çok yakından tanıdığımız Ólafur Arnalds'ın kuzenidir ayrıca. Indie folk tarzında müzik yapan Ólöf, ilk albümündeki şarkı sözlerini tamamen İzlandaca yazmışken, ikinci albümü Innundir Skinni (2010)'de İngilizce sözlere de yer verip hızla popülaritesini artırmıştır. 2014 yılında çıkardığı Palme albümünde ise tamamen İngilizce şarkılar yazarak artık İzlanda sınırlarının dışına çıkmaya karar vermiştir.

8 Nisan'da, Babylon Bomonti'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.













Yndi Halda: İngiltere çıkışlı Post-rock grubu Yndi Halda uzun metrajlı post-rock şarkıları denilince akla gelen ilk isimlerden biridir. 2001 yılında başladıkları müzik kariyerine yalnızca 2005 yılında çıkardıkları Enjoy Eternal Bliss albümünü sığdırmış olmalarına rağmen post-rock müziğin ilahlarından sayılmaktadır. Üstelik albümde yalnızca dört şarkı varken! Hayranları dağıldı derken Yndi Halda yepyeni bir albüm çıkararak "ben daha ölmedim!" diyerek turneye çıktı. İstanbul'u ziyaret etmeseydi üzülürdük açıkçası. Sözü uzatmadan "Illuminate My Heart, My Darling" diyorum ve konser gününü iple çekiyorum.

20 Nisan'da Salon İKSV'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız













Get Well Soon: Almanya çıkışlı indie grubu Get Well Soon Konstantin Gropper öncülüğüne 2008 yılında yayınladığı Rest Now, Weary Head! You Will Get Well Soon albümüyle büyük bir çıkış yakalayarak indie müziğin sevilen isimlerinden biri olmayı başardı. 2013'te İstanbul'lu hayranlarına güzel bir gece yaşatan Get Well Soon yeniden sevenleriyle buluşmak üzere; hem de yepyeni bir albümle!

22 Nisan'da Salon İKSV'de.  Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.













Beirut: Doğum yeri ABD olsa da kalbinin bir yarısı Balkanlarda, diğer yarısı Ortadoğu'da olan, acıyı tatlı bir dille anlatan güzide bir gruptur Beirut. Goran Bregovic'ten etkilenmiş, kendini çingene gibi hisseden bir Türkiye aşığıdır kendisi. Evet, neredeyse her yıl ülkemizi ziyaret ederek, ve hatta Gezi direnişine de katılarak artık "bizden biri" olmuştur grubun vokalisti Zach Condon. 2006'da çıkardığı Gulag Orkestar albümü büyük bir sükse yaparak bir anda indie folk denince akıllara gelen ilk isim olmayı başarmıştır. Beirut son olarak geçtiğimiz yılın eylül ayında No No No adlı dördüncü stüdyo albümünü çıkardı.

28 Mayıs'ta KüçükÇiftlik Part'ta. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.













Low: 1993 yılında Alan Sparhawk, Mimi Parker ve Steve Garrington tarafından kurulan Low, 994 yılında çıkardıkları akıllara zarar I Could Live In Hope albümüyle dinleyeni kendine bir uyuşturucu gibi bağlamayı başardı. Sert sözler, ağır tempolar ve yoğun melodiler ile slowcore müziğin öncü ismi olmayı başardılar. Geçtiğimiz yıl on birinci albümünü de çıkardılar. Kısacası başarılarla dolu bir müzik kariyerinden bahsediyoruz. Geçtiğimiz yıl Salon'da hayranlarını harika bir performans ile kendine yeniden hayran bırakan Low, bu yıl da sürpriz bir isimle birlikte sahne alıyor: PJ Harvey!













PJ Harvey: Yılın en büyük konserlerine geldik artık. İngiliz söz yazarı ve müzisyen PJ Harvey, 1991 yılında çıkardığı single albüm Dress ile müzik kariyerine başladı. Bas gitar, gitar, piyano, klavye, org, saksafon, trompet, keman, armonika ve arp çalabilen bu harika kadın 1992'de yayınladığı Dry adlı albümüyle Rolling Stone dergisi tarafından en iyi kadın söz yazarı ve en iyi kadın vokalist seçildi. Bu albüm aynı zamanda Kurt Cobain'in en sevdiği albümlerden biri de olmuştur. Bu başarılı kariyeri boyunca sekiz stüdyo albümü yayınlayan PJ Harvey sonunda Low ile birlikte İstanbul'a geliyor.

8 Haziran'da, Zorlu PSM'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.













Sigur Rós: Dünyadan uzakta bir yerde, kuzey ışıklarının altında, masal ülkesinde, masal şarkıları yapan bir grup var. Büyülü atmosferiyle, sert gitar riffleriyle, epik vokaliyle, soğuk hava dalgasıyla büyülü şarkılar yapan Sigur Rós, 1997 yılında ilk albümü Von ile sahneye çıkmış, 1999 yılında ise akıllara zarar Ágætis Byrjun albümüyle ortalığı ateşe vermiştir. Post-rock mı? Hayır. Indie mi? Hayır. Shoegaze mi? Hiç değil. Sigur Rós, kalıplara sığamayacak nitelikle şarkılar yaparak yeni bir tür yarattı. Benim birçok İzlandalı grubu ancak bu şekilde tarif edebildiğim "Icelandic"... Sözlerini Jónsi'nin yazdığı şarkılar "Hopelandic" adlı uydurma bir dille yazılmakta. Takk (2005), Með suð í eyrum við spilum endalaust (2008) ve Valtari (2012) gibi çok başarılı albümlere de imza atmıştır. Sigur Rós'un 2013'te İstanbul'da vereceği konser Gezi Parkı eylemleri nedeniyle iptal edilmişti. Şimdi sabırsızlıkla haziranı bekliyor tüm Sigur Rós aşıkları.

11 Haziran'da Zorlu PSM'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.













M83: 2001 yılında Anthony Gonzalez tarafından kurulan M83, adını on beş milyon ışık yılı uzakta sarmal bir gökada olan Messier 83'ten alıyor. 2003'te çıkardıkları ilk albümleri Dead Cities, Red Seas & Lost Ghost ile bol synth'lı electonica tarzında bir giriş yapsalar da müzik kariyerlerine, iki yıl sonra çıkardıkları can yakıcı Before the Dawn Heals Us albümü shoegaze listelerinde yerini bulmayı başardı. Bu hüzün dolu buğulu albümden sonra tarz değiştirmeye devam eden M83 2008 yılında çıkardığı Saturdays = Youth albümü ile indie pop'a kaymış. Son olarak Hurry Up, We're Dreaming ile electronic müziğin öncülerinden olmayı başarmış, hatta adını reklamlarda bile duyurmayı başarmıştır. Çektiği klipler ise eleştiri getirilemeyecek cinsten. En nihayetinde kendilerini İstanbul'da görecek olmaktan mutluluk ve heyecan duyuyoruz.

28 Haziran'da, Zorlu PSM'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.













Max Richter: Minimal müzik denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Max Richter 1966 yılında Almaya'da doğmuş, birçok müzik grubuna yön vermiş, başlı başına bir akımdır. Müzik kariyerine 2002'de çıkardığı Memoryhouse albümüyle başlamış, yedi stüdyo albümü çıkarmış, 38 film/dizide çalışmış başarılı bir piyanist, söz yazarı ve bestecidir. Son olarak geçtiğimiz yıl Sleep adında bir albüm çıkarmış.

19 Kasım'da, Zorlu PSM'de. Ayrıntılı bilgi ve biletler için tıklayınız.